Dünya Çevre Günü doğal çevrenin korunması amacı ile 5 Haziran 1972 tarihinde Stockholm‘de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı`nda ilan edilmesinden bu yana  kutlanıyor! Ancak  her Dünya Çevre Günü`nü çevreyi yok edecek yeni bir “yasal” düzenleme ile  karşı karşıya kalıyoruz.

26 Mayıs tarihli Resmi Gazete`de yayımlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği`nde yapılan değişiklik oldu. Yönetmelikteki değişiklik ÇED sürecini “hızlandırma” ve hatta devreden çıkarma anlamına gelecek ifadeleri kapsıyor.

Yapılan bu  değişiklik ile ÇED kararı alınmadıkça projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı, kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceğine yönelik düzenleme kaldırılarak, yönetmeliğe tabi projeler için ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu‘ kararı veya ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir‘ kararı alınmamasının teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmemesi hükmü eklendi.

Yönetmelik değişikliği ile ayrıca ÇED sürecini “hızlandırmak” için “İnceleme değerlendirme toplantısı sonrasında, seçme, eleme kriterlerine tabi projelerle ilgili bakanlık tarafından yetkili kurum ve kuruluşlardan görüş talep edilmesi durumunda 30 takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum ve kuruluş görüşlerinin olumlu kabul edileceğine” yönelik düzenleme de yapıldı.

Kutlamalarının ikinci ayağını ise 170 milyon zeytin ağacının ölüm fermanı anlamına gelen ve zeytinliklerin madencilik ve endüstriyel tesisler için yapılaşmaya açılmasına izin veren,üreticinin ve sektörün görüşünün alınmadığı,eğitim komisyonunda şerh konulan,tarım komisyonunda görüşülmeyen   ‘Üretim Reform Tasarısı` oldu. Gelen tepkiler üzerine bazı maddeleri geri çekildi ancak tasarının son hali de zeytinlikleri yok etmeye yetecek!

Çünkü tasarıda zeytinlik, mera ve kıyılara ilişkin maddelerin geri çekilmesi yönündeki önergelerin tümü reddedildi. Böylece tasarı sadece zeytinlikleri yok edilmesinin değil kıyı ve meraların yağma ve talanına da onay vermiş oldu.

Tasarı yasalaştığı takdirde Valilikler bünyesinde bir kurul, muğlak bir ‘kamu yararı‘ kavramıyla, zeytinlik sahalarında sanayileşme, madencilik, tesisleşme ve yapılaşma faaliyetine karar verebilecek.Kurulun dokuz üyesinin sekizi bakanlık temsilcisi olunca  geriye birşey kalmıyor.

27 Mayıs tarihinde resmi gazete de yayınlanan  Maden Kanunun 15,29 ve 47 nci maddelerinde yapılan değişikle,  Maden bölgesi ilan edilen bölgeleri yönetmek için Yatırım ve İzleme Daire Başkanlığı bünyesinde maden komisyonları oluşuyor.

Tasarı ile meralar da korunmasız bırakılıyor. Tasarıya göre 4342 sayılı Mera Kanunu 14`üncü maddesi değiştirilerek “organize sanayi bölgeleri, sanayi bölgelerinin genişletilmesi veya yeniden kurulması” gibi gerekçelerle mera alanlarının, mera vasfının değiştirilmesi mümkün kılınıyor. Böylece meralar, artık yasal olarak korunamayacak!

Yeşil Yol Projesi, 3. Köprü, Cerattepe, Kanal İstanbul, Ayvalık Alibey adasında  da  kanalizasyonunun arıtılmadan  denize bırakılması,sit alanlarının düşürülmesi raporu,Balık çiftlikleri, Maden bölge komisyonları,Hava kirliliği,Atıklar,sera gazı konusunda tedbir alınmaması, HES, Paris anlaşmasının imzalandığı T.B.M.M. ne onay için  gelmemesi  gibi saymakla bitmeyecek doğa katliamlarına şimdi bir yenisi eklenmek isteniyor. 170 milyon zeytin ağacının bulunduğu zeytinliklere göz dikiliyor.

Dünya da ise, emperyalizim ağababası ABD‘nin daha fazla üretim ve daha fazla kar hırsı için Birleşmiş Miletler tarafından getirilen Paris İklim Değişikliği Anlaşması‘ndan çekildiği bir süreçte  “Dünya Çevre Günü‘nü “kutluyor.

5 Haziran Dünya Çevre Günü için bulunmaz ve müthiş bir kutlama programı!

Ülke insanına hizmet etmeyen, doğa korumayı esas almayan, imar, planlama, kentleşme, sanayileşme, enerji, madencilik gibi temel yasalar, toprağımızı, suyumuzu, havamızı, kıyılarımızı, zeytinliklerimizi, meralarımızı, ormanlarımızı kısaca tüm yaşam alanlarımızı korumayı esasa alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Doğanın neredeyse hergün katledildiği bir  ortamda bir gün çevre gününü de kutlamak yetersizdir.

Doğa bize bırakılan bir miras değil, gelecek kuşaklara aktarmamız gereken bir miras olduğu olgusundan hareketle “5 Haziran Dünya Çevre Günü”nün; toprağımıza, suyumuza, havamıza, kıyılarımıza, zeytinliklerimize, meralarımıza, ormanlarımıza kısaca tüm yaşam alanlarımıza sahip çıkacağımız ve mücadelemizi ortaklaştıracağımız bir gün olması dileğiyle…